Ece Temelkuran’a takmamıştım ama artık taktım çünkü hem Türkiye karşıtı yazıları hem solcu geçinmesi; hem beğenilmesinin, aydınlığından çok sevimli, cana yakın, duygulu olduğu sanısına ve kadın, Türkiye karşıtı, etnikçilikçi, azınlıkçılıkçı, ordu karşıtı olduğuna bağlı olduğunu düşünmem hem hukuk mezunu olmuş olması hem de ülkenin ‘’ vitrininde’’ yerlendirilmiş olması beni buna zorladı.Hukuk okuyanların ve özellikle avukatların ve kadın mantığının, bilimsel mantığa doğru gitmeme eğiliminde oldukları yönünde bir düşüncem var çünkü...
Ece Temelkuran hakkında daha önce iki yazı yazmıştım; en ayrıntılısı ‘’ Ece Temelkuran nereye koşuyor?’’ idi.
Habertürk’te, 10 nisan 2010’da çıkan ‘’ Patlama değil çatlama’’ adlı yazısını okuduktan sonra, Ece Temelkuran’ın, koşuyu bitirip batışa girdiğini gördüm. Bir insanın felsefesi bitmişse, çökmüşse, yanlış yola girmişse, artık o insan bitmiş, çökmüş, batmış demektir.
Patlama değil çatlama, adlı yazısında Ece, diyor ki:’’ Çatlama varsa patlama olmaz; ne doğada ne toplumda ne evrende. Türkiye’de toplum, çatlamıştır, bu yüzden patlamaz artık’’. Ve ekliyor:’’ Güneşin hızını ancak en iyi, batışında izleyebiliriz.’’. Ece’nin tüm yazısının, felsefe açısından gerekli olan kısmı bu kadar. Gerisi edebiyat. O yüzden, bu iki tümceyi irdelemek gerçekte hem tüm yazıyı hem de Ece Temelkuran’ın mantığını ve kişiliğini irdelemek için yeterli olacaktır tıpkı insan sağlığının, bir kan örneğiyle, tüme yakın irdelenebilmesi gibi.
Ece Temelkuran’ın bu yaklaşımı; dünyaya, yaşama, tarihe, toplumlara, ülkelere, var oluşlara bilimle, felsefeyle, ruhla değil de duyu organlarıyla bakanların felsefesidir ancak. Duyular ise mantık odağında değil acı ve sevinç odağında öbeklenirler ve bu yaklaşım, bilimsel felsefe yapmak yerine edebi masturbasyonlar yapabilir ancak.
Çatlayan şey patlamaz mı? Doğal ki patlayabilir. Çatlayan bir benzin ya da doğal gaz bidonu ya da deposu, küçük bir kıvılcımla patlayabilir. Toprağa ekilmiş tohumlar, önce çatlarla sonra da patlarlar ve önce ‘’ Bu tohum çatlamış’’, sonra da ‘’ Filiz patlamış’’, denilir.
İnsanlar için de geçerlidir bu. İnsanlar da önce çatlarlar sonra patlarlar. Önce sözel ya da davranışsal bir tepki göstermek, sonra da bir suç işlemek, buna örnektir. Yani bir insanın kafasına leblebi atar durursanız; önce sözle, davranışla tepki gösterip çatlar; eğer kızdırmayı sürdürürseniz, kafanıza yumruk ya da silah patlatabilir.
Duvar ya da boya önce çatlayıp sonra patlayabilir...
Gelelim güneşe. Güneşin hareket ettiği, dünyanın ise devinimsiz olduğu sanısı, herkes için geçerlidir. Ama bir felsefe ya da düşünce yazısında kalkıp, ‘’ Güneşin batışını’’, toplumbilime, bilime, felsefeye, tarihi ve toplumu açıklamaya destek, kaynak, gösterge olarak sokmak, doğru bir seçim değildir; bu, ancak edebiyatta olabilir.
Ece Temelkuran, ‘’Çatlak memleketler var’’, diyor bu yazısında, ‘’ Bu yüzden de patlamayacaklar’’, diyor. Çatlamak, patlamayı engellemez, tam aksine, patlamanın habercisi, öncülü, koşulu da olabilir. Ama şu gerçek ki bu ülkede; ‘’ Türkiye, Türk’lük, Türk, bilimsellik düşmanı çatlak yazarlar, sanatçılar, siyasetçiler, modacılar, medyacılar, şairler var ve onlar asla evrimsel, nitel, devrimsel, olumlu, insanlık için yararlı bir patlama, filizlenme, ürün verme sürecine ve özelliğine giremeyecekler. Yalnızca birgün, bilimsel, Türkiye’ci, ulusalcı, bilge yazarların, aydınların, sanatçıların, şairlerin, siyasetçilerin, modacıların patlamalarına yol açacaklar, o kadar.
Ve ben; bilimsel, ulusalcı, Türkiye’ci, dürüst, bilge olmayan yazarlara, şairlere, sanatçılara, siyasetçilere, modacılara ve ki benzeri herkese takmayı ve patlamayı sürdüreceğim, hem de büyük bir inatla, büyük bir direnmeyle, büyük bir başkaldırıyla. Ya bilgelik ya yozlaşma.
Türkiye’yi ya da başka bir ülkeyi; bir tohum, çekirdek gibi değil de toprak bir yemek kabı gibi düşünmek, bilimselliğe, felsefeye, mantığa, beyine ihanettir. Nitel şeylerle nicel şeyleri eş tutmak yanlıştır. Tıpkı bazı blog sitelerinde, bazı editörlerin yaptıkları gibi, ‘’ Yazın kötü, beğenmedim’’, eleştirel yorumuna yapılan ‘’ O. çocuğusun’’, insanlık dışılık yanıtını eş tutmak gibi…
Bence hem bu ülkede hem her ülkede ‘’ Ece Temelkuran’lar çoğalmamalı’’…
Yani gerçekte batan, güneş değil Ece Temelkuran ve Ece Temelkuran'lar.
Kaynak: Patlama değil çatlama. 10 nisan 2010. Ece Temelkuran.
Necdet Gürçiftçi
Bir Türk bilgesi(Hem de inadına)
11-nisan-2010
(Bu yazım nette yayınlandı.)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder